İNSANIN VE YAPAY
ZEKANIN "SANAT" SERÜVENİNE ANALİTİK BİR BAKIŞ
"Sanat" kavramı insan olmanın
biricik özelliği yaratıcılığın alanıdır. Hızla devinen dünyada Yapay zekanın
sanatsal hünerleri ortaya çıktıkça "insan olmanın" ne anlama
geldiğine dair daha önce karşılaşmadığımız dair sorulara neden oluyor. Varoluş,
toplum, iletişim, bilinçaltı, duygular, hayal gücü, sezgi, aşk, duyarlılık,
dürtü rüya, özgünlük ve elbette yaratıcılık gibi insana ait kavramların sonucu
ortaya konulan "sanat", yapay zeka ile nasıl bir döneme girecek?
Üretim, düşünme, yaşam biçimlerini ve geleceği değiştirecek devrim
niteliğindeki teknolojisi ile faaliyette bulunduğu diğer alanlarda insanların
yerini almak için tasarlanan yapay zeka, sanat alanında da insandan daha
yaratıcı olup sanatçıya meydan okuyacak yetkinliğe ulaşabilecek mi?
Hegel’e göre sanat, maddeye aktarılan ve
maddeyi kendine benzeten sanatçının ruhunu taşır. Peki, günümüzde ruhu olmayan
makinelerin yarattığı ürünler bir sanatçı tarafından üretilmediğine göre ruh ve
anlam taşıyabilir mi?
Bilgisayar teknolojisi yıllardır zaten bir araç
olarak görüntüyü oluşturan, işleyen ve değiştiren olarak vektor, bitmap, 3D,
CGI gibi görüntü teknolojileri ile görsel sanatlara etki ve katkı yaptı.
Günümüzde Stable Diffusion, DALL-E, Craiyon, Midjourney, Nightcafe Ai,
gibi daha pek çok akıllı görüntü üreteçleri milyonlarca görselin bulunduğu
büyük veri kümeleri üzerinden istatistiksel olarak değerlendirip kendini
eğitebilen ve orijinal veri setinde yer almayan yeni görüntüleri üretme
kabiliyeti olan yazılım sistemlerdir. Sadece görseller değil, yapay zeka
şimdiden sanatın diğer dallarında müzik, şiir, heykel, hikaye, makale ve
filmler oluşturmak için de kullanılıyor.
İnsani becerilere sahip ama insan olmayan bir
sistemin yarattığı ürünlerin gerçek sanat eseri olup, olmadığı, programcının ve
makinelerin sanatçı olarak kabul görüp görmeyeceği, Yapay Zeka ürünlerinin
sanatın geniş ve genel tanımlayıcılığı içinde yer alıp alamayacakları gibi pek
çok yeni soru ve kavramlar var. İtirazlar, kabuller, şüpheler, farklı görüşler
olmasına rağmen çoğunluk tarafından büyük ilgiyle karşılaşmış durumda.
Öncelikle "sanat" ve "sanatçı"
kavramından bahsetmek gerekiyor. Sanat en genel tanımıyla, insan zihninin ve
kültür evriminin bir yansıması, yaratıcılığın, düşünce biçiminin ve hayal
gücünün ifadesidir. Sanatçı ise "insan olma" bilinci ile sanatı
yapan, yaşamı insanileştiren, biçimlendiren, sanat olgusunu eylemsellikle
gerçekleştirendir. Sanatçı farklı bakış açısıyla
gerçekleri estetik öğelerle birleştirip toplumsal hafızaya kaydeder.
Yaratıcı çalışmalarının gerisinde insana, çağına ve topluma ait derin öyküler
yatar. Tutkuları, hatıraları, rüyaları, hayali ve soyut fikirleri, sembolleri,
felsefesi ve kendi iç dünyasını, yaşadığı çağın ve toplumun dinamiklerini
estetik dışavurumlarla maddeye yerleştirmek için hayal gücünü, sabrını,
coşkusunu ve özverili çabasını kullanır. Etkilendiği her şeyi kendi benliğinde
süzerek eserlerine katarken sanatçının sanatını oluşturma süreci karmaşıktır ve
zordur. O kederi de, mutluluğu da en derinden hisseder, kaygısını ve
hazzını en üst düzeyde yaşar.
Sanat, hayat ve insan kaynaklıdır ve insana
ait olandır. "Sanat insanın insan için yaptığı bir nesnedir."
(E.H.Gombrich, Sanatın Öyküsü) Bu çok doğru bir tanım ve "Sanat"
kaynağını insan sanatçıdan alan, tarihsel, toplumsal birikimi ve hayal gücü ile
anlam arayan insan kaynaklı bir olgu olarak temellenir; varoluş, insan,
sanatçı, anlam, estetik nesne ve estetik beğeni birlikteliğinde oluşur. Bu
bakımdan insan, sanat ve sanat eseri arasında birbirini tamamlayan derin bir
varlık bağı vardır.
Sanatçı, sanatsal niyet ve arzu ile yaşamsal
olguların ardındaki anlamları arar. Yapay zeka yaşayan, duygulanan bir varlık
olmadığından hayal gücünden, dış dünyasının gerçekliğinden ve insan olmanın
niteliklerinden yoksundur. Maalesef yapay zekanın ürünlerinin sanat olduğunu
peşinen iddia edenler sanatın binlerce yıllık derin kaynağını ve sanatsal
üretim sürecini gerçekleştiren sanatçıyı hafife alıyorlar, sanatçının emeğini
ve gerekliliğini sorgulamayı gereksiz buluyorlar. Bir sanatçının coşkulu
dünyasına, atölyesine girmeden, yaratıcı sürecin derinliğini bilmeyenler
tarafından verilen kararlar yapay zeka ürünlerini sorgulamadan kabul ve
olumlamadan yana oluyor. Yapay zeka ürünlerinin yaratacağı ticaretinin
canlandırıcı etkisinden faydalanmak isteyen kapitalist dünyanın bu durumu kendi
lehine kullanarak paraya dönüştürmek için büyük beklentiler içinde olduğunu
görüyoruz.
Yapay zekanın üretim süreci bilgisayar,
programcı, veri, algoritma, çıktı, alımlayıcı öznenin estetik beğeni
birlikteliği ile oluşur. Yapay zeka eylemlerini estetik değerlere ulaşmak,
estetik uyuma ve anlama odaklanarak yapmadığından ürettiği çıktı sadece
duyusal, estetik değeri belirsiz, özü olmayan, biçimsel bir nesnedir. Çünkü bir
sanatçının zihnindeki öznel bakış açısı ve özel yaratma sürecine ait
değerlerden yoksundur. Kaynağını insan zihninden almayan, duyguları olmayan,
hazır verilerden yola çıkarak üreten yazılım, bununla birlikte hoşa gidecek
çıktılar üretebilme potansiyeline sahiptir. Hatta tesadüfen estetik haz
verebilecek, insanlarda duygusal ve sanatsal heyecana neden olabilecek ender de
olsa çıktılar bile üretebilir. Yine böylesi bir çıktıya sanatsal eğilimi,
eğitimi ve hayalleriyle sanatsal değer kazandıran alımlayıcı öznenin
kendisidir. Çünkü çıktı, iletişim temelinden, iletilecek bir ifadeden yoksunken
ve sanatsal değer taşımazken iletişimi kuran alımlayıcı öznenin algılama
biçimi, psikolojik yönelimi ve bakış açısı çıktıyı estetik haz veren nesne
değerine yükseltir. Alımlayıcı özne nesneyi algılama düzeyi, estetik yargılama
yeteneği ve yaratıcılığı ile sürece katılır, kendi benliğinin ve görme
kapasitesinin kalitelerine ihtiyaç duyar. Sübjektivist bir tavırla sanatsal
değeri objeden değil kendi psikolojisinden alır, nesneyi kendi duyguları ile
özelleştirir ve çıktıya bir anlam atfeder. Yapay zeka çıktısını değerli yapan
bir sanatçının etkinliğiyle oluşmuş estetik nesnenin sahip olduğu kaliteler
değil alımlayıcı öznenin görme biçimidir.
Sanat eseri bir insan yaratısıdır,
yaratıcı özne sanatçıdır. Sanatçı eserine anlamı katarak üretir ve görünen form
bir anlam bütünlüğüne, biçim ve içerik birlikteliğine sahiptir. Sanatçı önsel
olarak eserinde hayata dair bir gerçekliği biçimsel olarak ifade eder. Yani
anlamı, eseri yaptıktan sonra eklemez ve anlam, henüz eser biçim kazanmadan
sanatçının zihninde cevher olarak vardır. Eserde alımlayıcı özne ile iletişime
girmeden iletilecek ifade zaten vardır ve hazırdır; tüm bunlar bir gerçeklik
halinde eserde saklıdır ve yetkin bir alımlayıcı özne tarafından görülmeyi
bekler. Sanatçının ruhunda oluşan estetik yaratımı tekrarlayan bir ruhun eseri
keşif sürecisidir bu. Yapay zeka çıktısını yargılayan alımlayıcı özne,
sanatçının yani insanın ifade seviyesini oluşturma, algılama, tekrar yaratma
zevkinden ve çabasından yoksundur. Çünkü bir sanat yapıtını anlama,
anlamlandırma, sanatçının yaratıcılığı gibi bir çabayı gerektirir.
E.H. Gombrich, "Sanatçının bitmiş yapıtı
karşısında duymuş olduğu o kurtuluş ve zafer duygusunu paylaşma yeteneğine
sahip değilsek, bir sanat yapıtını anlamayı umut edemeyiz," der.
Görüyoruz ki sanat; sanatçı, eser (estetik),
alımlayıcı özne (estetik ilgi) ilgisi ile gerçekleşirken, yapay zeka ürününde
süreç veri, algoritma, nesne (duyusal) ve alımlayıcı özne (estetik ilgi)
bağlantısı ile gerçekleşir.
Sanat; sanatçı, sanat eseri ve alımlayıcı
öznenin birlikteliği ile oluşur. İnsan sanatı, insan ile nesnel gerçeklik
arasındaki estetik ilişkidir ve sanatsal gerçekliği içerir. Kaynağı hayattır,
insandır, toplumdur, sanatçı tarafından oluşturulur, tüm sürece odaklanır ve
bütüncüldür. Sanatçının nesneye kazandırdığı estetik değerlerin alımlayıcı özne
tarafından tekrar üretimine, estetik yargısı ile oluşan bağlantılara ve
etkileşime dayanır. İnsansal pratiğe, topluma ve toplumsal yaşama doğrudan ve
sıkıca bağlıdır. Sanat eseri kişiseldir özgündür ve sanatçı yapay zeka
çıktısındaki tekrarlamalardan, farklı harmanlama, iliştirme tekniklerinden çok
daha fazlasını gerektirecek bir kompozisyon bilgisine ve yeteneğine sahiptir.
Sanat kökenini yaşamdan alıp ruh ve anlama odaklanan bir yolda güzelliği bir
değerler birlikteliği olarak düşünür. Yapay zeka gibi sadece sonuca değil, tüm
sürece odaklanır ve ayırt etmemiz gereken de budur.
Yapay zeka yaratıcılık yeteneğine sahip olsa
da bu onun bir sanatçı olduğu anlamına asla gelmez. Aynı şekilde programcı da,
algoritma da sanatçı değildir. Çünkü üretimleri yukarıda açıkladığımız
yaşamsal, duygusal, ruhsal ve anlam bütünlüğün dışındandır, otomatik ve
komutlarla üretim yaparlar. Algoritma sanatsal değerleri, kaliteleri, kaygıları
gözeterek nesneyi oluşturmaz yani algoritma sanat ile uğraştığının farkında
değildir dolayısı ile gerçekliğin bilincinde değildir. Veri tabanını tarayarak
beklenmedik şekillerde kaynaştırma, ekleme, çıkarma, ilişkilendirme ve öğrenme
yeteneği sayesinde üretir.
Yapay zeka ürünleri sanatın genel tanımının
ancak sınırında olabilir. Yaratma süreci otomatiktir ve sahip olduğu varlık
tabakaları ile insana ait sanat ile özdeş değildir; kaynak, oluşum ve sonuç
bambaşka yöntemle gerçekleşir.
Bu nedenle gösterişli ve şaşırtıcı olmasına rağmen yetkin olmayan, sanatı biçim
olarak taklit eden, sanat izlenimi vermesine rağmen özü eksik ve deneysel bir
üretim olgusudur.
Sanatı, gerçeklik bağlamına, anlam arayışına,
varlık tabaklarına ve toplumsal kaynağına dayanarak; hayatı, insanı
temsil ettiği için "İnsan Sanatı", kodlarla oluşturulduğu için "Yapay
Zeka Sanatı" denmesi uygun olacaktır. Çünkü sanata ayrı bir aktör olarak
giren yapay zekayı insan ve sanatı ile aynı değerde üretimler yapıyormuş gibi
göremeyiz. İnsan sanatını değerli yapan şey binlerce yıllık yaratım sürecinin
birikimiyle varoluş mücadelesini ve kendi hikayesini anlatmasıdır.
Yapay zeka bilimsel, gündelik ve sanatsal ve
insani alanlara daha fazla girdikçe biz de insanın ne olduğu, "insan"
olarak kalabilmeyi içeren kuralları, insani alan sınırlarını ve tanımlarını,
düzenlemeleri, konumlandırmayı ve de eleştirileri şimdiden yapmak zorundayız.
Önemli olan insana ait alanın derinliğini, değerini, özgünlüğünü,
yaratıcılığını ve özgürlüğünü koruyacak kavramları oluşturmak ve yerleştirmektir.
Bunları yaparken Yapay zekanın yani makinenin sahip olabileceği alanın tanımı
da yaparak rolleri belirlemeliyiz. Bundan dolayı insana ait olana "İnsan
Sanatı" ve kodlara dayandığı için de "Yapay Zeka Sanatı" diye
kategorik ayırıma gidildi. Her ikisini aynılaştırmak, her ikisinin de farklı
yollardan da olsa benzer amaca ulaştığını söylemek sanata ve sanatçıya
saygısız, haksız bir yaklaşımdır ve itiraz edilmelidir.
Tabii ki yapay zeka sanatçıların yararlanacağı
bir kaynak olarak ortak çalışmalar ile yeni ve özgün ürünler ortaya konmasını
sağlayacaktır. Sanatçı sanatsal yaratımda yapay zeka ile yaratıcılığını
genişletebilir, ilham alabilir, yeni şeyler deneyebilir ve yapay zekayı bir
işbirliği aracı olarak da düşünebilir. Bu işbirliği ile oluşan ürünlerin yaratım
sürecine sanatçı dahil olsa da, inisiyatif sahibi olsa da kaynağı kodlara
dayanan yapay zekayı kullanması tartışmaları da beraberinde getirecektir.
Yapay zeka ürünlerine yaklaşım insanların
samimiyet sınavı anlamına da gelecektir. Sanatçı ve de hiç kimse kolaycılığa
kaçmamalı, çalıntı fikirler veya doğrudan kendi eseri gibi göstermeye
çalışmamalıdır. Değersiz ürünleri değerliymiş gibi yansıtma gayretinde
bulunmamalıdır.
Çıktının sanat ile olan bağlantısının kalitesi
ve bir değer taşıyıp taşımadığına karar vermek sanattaki büyük sorun alanına
ulaşmak demektir. Estetik yorumlama yaparken çok çeşitli unsurlar göz önüne
alınması gerekmektedir. Eserin kime ait olduğunu bilmek de kararımızı
etkileyecek faktördür. Kimin tarafından üretildiği belli olmayan bir eseri
yorumlamak abartıya veya tam tersi küçük göstermeye ve eksikliğe neden
olabilir. Bir nesneyi zaten sanatsal ve güzel olarak değerlendirmek izafidir
(estetik yargıyı genel kılan, ortak duygu olarak temellenen kabuller ile
uzlaşmanın haricinde) ve zordur ama bu sanatın gizemli ve olağan bir durumudur.
Öte yandan yapay zeka sadece sanatçılara
değil, herkes için kolaylığı ile teşviki edici ve destekleyici bir güç
olacaktır. Ayrıca veri tabanını oluşturan girdilerin telif hakları sorunu
çözülmelidir, veri tabanında bulunmak istemeyen sanatçı ve diğer herkesin hakkı
gözetilmelidir.
Şu asla unutmamalı; fotoğrafın icat
edilmesiyle ressamların ve resmin önemi azalmadı, akıllı telefonların birer
yetenekli fotoğraf makinelerine dönüşmesi herkesi birer fotoğraf sanatçısına
dönüştürmedi, yapay zeka da kimseyi mucizevî, fantastik sanatçılara
dönüştüremez, yetenek transferi yapamaz.
Konu tartışılırken popüler olmasından dolayı
genellikle resim sanatı üzerinde duruluyor. Fakat yapay zekanın gerçek bir
fotoğraftan ayırt edilemeyecek detaylara ve görsel kaliteye sahip bir imaj
ürettiğinde nasıl tepki vereceğiz? Özellikle belgesel fotoğraf ile
kıyasladığımızda durum daha da karmaşıklaşacaktır. Bu aşamada resimleri
yargıladığımız, estetik, duygusal, hayal dünyamızda şekillenen değerler
yetmeyecektir. Fotoğrafın nesnel gerçekliğe dayanıp dayanmadığını sorma gereği
duyacağız ve yargısal değerlerimizi gerçeklik tanımından sonra inşa edeceğiz.
Çünkü bir belge olarak o fotoğraf gerçektir, yaşanmış geçmişi geleceğe
bağlarken dünyanın durumunu yansıtır, yeri, zamanı bir hikayesi vardır,
dolaysızdır, insani ve toplumsal bir bellek olup diğer nesillere aktarımlar
yapar. Yapay zekanın oluşturduğu fotoğrafın ise hikayesi yoktur, yalnızca
otomatik kurgu ile gerçek olmayan sahneler betimlemiş ve kompozisyon sadece
taklit yeteneği ile oluşturulmuştur. Böylesi bir fotoğraf izleyici karşısında
sadece teknik hayranlık uyandıran bir imajdan öteye geçemeyecektir. Bundan
dolayı manipüle edilmemiş ve belgesel niteliği olan fotoğrafın gelecekte daha
kıymetli hale geleceğini düşünüyorum. Çünkü gerçekliği yansıtan ve olayları
doğrudan yansıtan bir araç olarak asla değerini kaybetmeyecektir.
William Turner’in "Köle Gemisi" adlı tablosunu
tarihsel, toplumsal, dış dünyanın gerçekliği ve sanatçının iç dünyasının
dinamiklerinden ayrı düşünebilir misiniz? Bu tablo sadece bir resim değildir,
resmin çok ötesinde anlamlar barındıran bir yapıttır. Şimdi bu resmin bir
benzerinin yapay zeka tarafından üretildiğini düşünelim. Resimsel değerleri,
ışık, kompozisyon yerli yerinde kullanılsa bile tarihsel, sanatsal, kültürel,
duygusal ne değeri olabilir? Yani sanatın arka planında hayatın hikayeleri ve
bir bağlamı vardır, yapay sanatın ise anlatacak bir şeyi yoktur, gerçeklik
bağlamından kopuk, sanal kodların denetiminde bir sistemin ürünü olarak geçmişi
olmayan, hikayesiz bir olgudur.
Günümüz toplumunda iletişim alışkanlıkları
değişmiş, olanaklar dünyası büyümüş, hatta sihirli bir hal almıştır. Yapay zeka
"görüntü üreteçleri" herkese yaratıcı olma imkanı vermekte, şaşırtıcı
yeteneği sayesinde bu deneyimi milyonlarca kişiye yaşatmaktadır. Okuma yazmayı
öğrenmiş bir çocuk bile bilgisayarının başında tesadüfen dikkat çekici ürünler
oluşturabilir. Bilgisayara anahtar kelimeler yazabilen, sanatsal donanımı,
kişiliği, yaratıcılığı olmayan hiç kimseyi sanatçı yapmaz ve sanata dahil
etmez. Milyonlarca kişi yaş sınırı olmadan bu çekici oyunun cazibesine
kapılmışlardır ve sihirli bir güç elde etmişler gibi şaşırtıcı ve tuhaf
sonuçları ile adeta eğlenmektedirler. Bunlara "deneysel katılımcı"
demek daha doğrudur. Aykırı, karmaşık, belirsiz, gerçeküstü, mistik, hayal
gücünü harekete geçiren görüntülerin çok ilgi çektiği bir gerçektir. Akla Friedrich
Schiller ve sanatın oyun olduğunu belirten
kuramı akla geliyor. Fakat Schiller kuramında gerçek sanatı kastediyordu. Hem
sanat oyundan çok daha karmaşık bir olgudur.
Çıktılar her ne kadar tuhaf, karşılaşılmadık,
ilginç, çekici de olsalar da internet ortamında kontrolsüz şekilde çoğaldıkça
alışıldık, değeri olmayan, yapay, sıradan nesnelere dönüşme potansiyelleri
oldukça yüksektir.
Teknolojinin yıkıcılığı karşısında duracak ve
insanlığı koruyacak olan yine insandır. Eksikliklerine
rağmen insan olmak eşsizdir. Geleceği "birlikte" daha iyi insan
olabilmek, temeli güzellik, eşitlik olan bir dünya yaratmak için kullanabilecek
insani zekaya, erdeme, dürüstlüğe, isteğe, cesarete ve plana sahip miyiz? Yapay
zeka insanlaşırken, insanların otomatikleştiği, etkisizleştiği, robotlaştığı
bir rol değişiminin asla istemeyiz.
İnsan, sanatıyla hayatı yorumlar, anlamlandırır,
zamana karşı direnir, arayışları ve keşifleriyle hayatla ilişkisini özgürlük
içinde sanat ortamına aktarır. Sanat, sanatçı tarafından "emek" ile
gerçeklik içinde oluşur. Bütün yenilikler ile teknolojik değişimlerin sanatı ve
sanatçıyı önemsizleştirmesine asla müsaade edilmemelidir. Çünkü Yapay Zeka,
insani dokunuştan, sevgiden ve dürtülerden yoksundur.
Einstein; "Zeki olmanın
ölçütü bilgi değil hayal gücüdür," diyerek insandaki hayal gücü ile
zekayı bağdaştırıyordu.
Akil ALPARSLAN 01/2023