Yapay zekâ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yapay zekâ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2025 Salı

YAPAY ZEKADAN SANAL İNSANA

YAPAY ZEKA, SANAT VE SANAL İNSAN

Yapay zekada yaratıcılık, sanatçının karakterini içermez. Çünkü makinenin/yazılımın insani dürtüleri, anıları, deneyimleri, kişiliği, ruhu, evrimsel geçmişi yoktur. 

Yapay zekanın ürettiği imaj seçenekleri arasından seçim yapılarak sanat yapılamaz ve bu şekilde sanatçı olunamaz. Sanatçı, makinenin ürettiği çıktılar arasında seçim yapan kişi değildir. Sekiz yaşında bir çocuk bile bir yapay zeka ile onlarca ilginç çıktı üretebilir ve ürettikleri arasında kedince "iyi/doğru/güzel" diye ya da "işte bu" diyerek seçim yapabilir ve size sunabilir. Ancak, "Seçmek" yalnızca bu çıktıyı beğenmek/vurgulamak/tercih etmek anlamına gelir.  

Yapay zeka imaj üreteçlerinin ürettiği birçok çıktı arasından seçim yaparak sanat yapmanın ve sanatçı olmanın mümkün olduğunu düşünmek, önce kendine sonra başkalarına karşı samimi olmayan aldatıcı bir davranıştır.

İster bilgisayar tabanlı ister kalem, kağıt, boya, mermer, fırça kullanılsın, üretim süreci sanatın temel katmanlarından biridir. Sanatçının kişiliğinin bu sürece ihtiyacı vardır ve aktif olmak ve bu süreci tutkuyla yaşamak ister. Yani yapay zekanın sonuca odaklanması ve insana özgü tüm yaratım sürecini atlaması sanatın temelini yok eder, ortadan kaldırır. Çünkü yaratma süreci yaşamın ta kendisidir.

Evet çağ değişiyor, yine değişiyor. Artık kameralara, insanlara, yüzlere, doğaya ihtiyacımız yok mu? Artık sokaklarda ve manzaralarda dolaşmamıza veya dolaşmamıza gerek yok mu? Artık kağıda, yazıya veya boyaya ihtiyacımız yok mu? Artık ilham sürecine ihtiyacımız yok mu? Artık gerçeğe, ellerimize, bedenimize ve yaratıcı aklımıza ihtiyacımız yok mu? Öyleyse bir eser yaratmaya, bir konu, bir olay, akıl hakkında düşünceler üretmeye, hayatı ve kendini düşünmeye, duygusallaşmaya ve özgür olmaya gerek yoksa yaşamanın ve insan olmanın bir anlamı kalır ? 

İnsan olarak varlığımız, aklımız, merakımız, mutluluğumuz, kederimiz, umudumuz, hayal kırıklığımız, dürtülerimiz, ahlakımız, sanatımız ve gerçekliğimiz var ve onu asla terk etmemeliyiz. Aksi takdirde, insan olmanın faydası nedir ve yaşamın insani özelliklerinden arındırılmasının bir sonucu olarak ne olur: sanal insan, sanal yaşam ve anılarda kalan insanlık.

6 Ocak 2024 Cumartesi

 YAPAY ZEKÂ, ADOBE PHOTOSHOP, MS WORD…

Yapay zekâya sahip bir makine sanatçı değildir. Buradaki makalede neden olamayacağını anlatmıştım. Yapay zekâ ile sonuca odaklanan yaratıcılığı otomatiktir ve insana ait olgulardan, duygulardan, yaşanmışlıktan yoksundur. Yapay zekâ; sanat, insan ve yaşam gerçekliğinin farkında değildir yani yaratıcılığın gerektirdiği aktiviteyi ve insani duygusallığı içermez.

-Burada Photoshop veya benzeri görüntü işleme programlarının yapay zekâ içermeyen klasik ana program modülünü kastediyorum. (Yapay zekâ modülleri bir eklenti olarak hizmete sunuldu.)

Evet, Photoshop bir bilgisayarda imaj işleme mantığı ile oluşturulmuş eğlenceli bir program. Üretim süreci için düşünülmüş pek çok menü ve araç önceden belirlenmiş/programlanmış belirli görevleri yapıyorlar. Ama Photoshop kendi başına bir portre çizemez çünkü kendi kendine üretim yapma yeteneği yok. Üretmek için insana ihtiyaç duyuyor ve onu kullanan insanın faaliyeti için üretimin araçsal zeminin oluşturuyor. Aynı şekilde resim çizme yeteneği olmayan birisi de son versiyon bir Photoshop ve gelişmiş bir grafik tablet kullansa da nitelikli, özgün bir şey üretemez. Böyle birine Photoshop ile bir portre boyamasını/çizmesini istediğinizde sonuç ne olur? Peki, sanat ruhu taşımayan böyle birinin estetik yapıt üretme yetenekleri olmayan birisinin yapay zeka ile bir şeyler üretmesi ve sanat diye sunması doğru mu? Ahlaki mi?

Photoshop yerine MS Word programı için düşünelim. MS Word ya da bir kelime işlemci program kendi kendine şiir veya öykü yazabilir mi? Hayır! MS Word'ün 1983 ile 2024 versiyonu arasında inanılmaz bir fark ve gelişme olmasına rağmen temel görevi ve işlevi değişmemiştir. Menüler, komutlar, ara yüzü ne kadar değişse de araçsal niteliği aynıdır: insanın düşüncelerini yazıya aktarmasını sağlamak. MS Word onu kullanan insanın yetenekleri ve istekleri doğrultusunda yazılar üretir. Onun ile herkes yazı yazabilir ama herkes bir roman veya şiir yazamaz. Edebiyat ile ilgisi olmayan birisine en gelişmiş MS Word programı ile bir roman yazmasını isterseniz bu mümkün olmayacaktır. Ama bir roman yazarı programın en ilkel versiyonu ile hatta bir daktilo ile romanını yazabilir. MS Word programı insanın düşünce, yetenek ve kültürünü yazı ile ortaya koyan teknolojik bir araçtan başka bir şey değildir. Programın değil insanın yeteneği önemlidir.

Her iki program da insan faktörüne dayalı üretimde hayal gücü, ifade, anlam arayışı ile istenilen tasarım sürecinde yolu almasına ve görünür kılınmasına yardımcı olan sadece araçsal bir zemindir.

Birisinin Photoshop kullanmayı bilmesi onun iyi tasarımlar yapacağı anlamına da gelmez. Zira bir operatör de mükemmel seviyede Photoshop ya da MS Word programını kullanma bilgisine sahip olabilir ama kendi düşüncelerini sanatsal nitelikte görüntü ya da edebi kompozisyon oluşturma ve yazıya aktarma yeteneğine sahip olamaz.

Bir sanatçı bir illüstratör, bir yazar ister MS Word ile ister Photoshop ile zihnindeki değeri maddileştirirken yani okunur/görünür kılarken bir amacı ve anlam/ifade etme gayreti vardır. Bir sanatçı estetik dışavurumlarını coşkusu, hayal dünyası ve ifade yeteneğiyle, eseriyle bir bağ kurarak ortaya çıkarır. Programları kendi amacına uygun kullanarak yani menüleri, komutları bilgisayarda üretim konseptinin bir parçası olarak amacına hizmet etmesini sağlıyor. Sadece insanın inisiyatifi ile ilerleyen bir süreçten bahsediyoruz. Sonuçta bir sanatçı kendi insani yetenekleriyle, üretim sürecinde eserini ortaya çıkarmak, anlatmak istediğine ulaşabilmek, üretebilmek için yapay zekâ içermeyen üretim akışında bilgisayarı araç olarak kullanır.

Yapay zekâ içermeyen bilgisayar yazılımları sizin düşüncelerinizi kendi kendine tanımlayamaz ve yönlendirici önerisi sunmaz, çıktıyı yaratma sürecinde her aşamasına insan dâhildir ve bu en önemli noktadır ve insan istediği anda düzenleme özgürlüğüne, müdahale, değiştirme etkinliğine sahiptir.

Böylesi programlar düzenleme değil düzeltme önerilerinde bulunurlar. Bu öneriler yazılımların ve dolayısı ile araçların teknolojik gelişimini gösterir. MS Word programında yanlış yazılan kelimenin işaretlenerek, kelimenin doğrusu ya da benzerlerinin ya da benzer anlamlıların önerilmesi kişiye yardımcı niteliğinde bir teknolojik bir yardımdır. Önerdiği şey süreci sadece hızlandırır. Photoshop ya da MS Word bir yöntem sunmaz, yöntemi uygulayacak kişiye kolay adımlar, kolay bir ortam sunar. Çünkü bu programların sanatçının veya onları kullanan kişinin yaratacağı içerik hakkında bir fikirleri yoktur. MS Word, yazarın zihnideki öykü hakkında nasıl ki bir içerik ve konu önerisi, yönlendirmesi yapamadığı gibi Photoshop’da kompozisyon yaratma önerisinden yoksundur. (Fakat ileri ki bir zamanda MS Word kendi kendine içerik üretme, Photoshop ve benzeri imaj işleme programlarına da kendi kendine farklı şablonlardan kompozisyonlar üretme modülleri entegre edilecektir.)

Sıradan bir Photoshop kullanıcısı birkaç filtre kullanarak imajlar üretebilir ve filtrelerin tesadüfî etkilerinden faydalanabilir. Filtrelerin farklı etkilerini düzenleme önerisi gibi algılayabilir. Ayrıca programın yeteneklerini kendisi hayal etmiş, kendisi üretmiş gibi gösterebilir ama bu bir illüstratörün ya da sanatçının çalışma biçimi değildir. İllüstratörün veya sanatçının kompozisyona başlamadan önce yapmak istediği şey bir nüve olarak onun zihninde ve hayalindendir. Tesadüfî oluşumlarla değil bilinçli adımlarla kompozisyonunu oluşturur. Hatta önce eskizler çizerek taslaklarını oluşturarak bir plana sahip projelere başlamak, daha büyük tecrübeler ister.

01 2024

24 Ocak 2023 Salı

YAPAY ZEKA VE SANAT

İNSANIN VE YAPAY ZEKANIN "SANAT" SERÜVENİNE  ANALİTİK BİR BAKIŞ

"Sanat" kavramı insan olmanın biricik özelliği yaratıcılığın alanıdır.  Hızla devinen dünyada Yapay zekanın sanatsal hünerleri ortaya çıktıkça "insan olmanın" ne anlama geldiğine dair daha önce karşılaşmadığımız dair sorulara neden oluyor. Varoluş, toplum, iletişim, bilinçaltı, duygular, hayal gücü, sezgi, aşk, duyarlılık, dürtü rüya, özgünlük ve elbette yaratıcılık gibi insana ait kavramların sonucu ortaya konulan "sanat", yapay zeka ile nasıl bir döneme girecek? Üretim, düşünme, yaşam biçimlerini ve geleceği değiştirecek devrim niteliğindeki teknolojisi ile faaliyette bulunduğu diğer alanlarda insanların yerini almak için tasarlanan yapay zeka, sanat alanında da insandan daha yaratıcı olup sanatçıya meydan okuyacak yetkinliğe ulaşabilecek mi?

Hegel’e göre sanat, maddeye aktarılan ve maddeyi kendine benzeten sanatçının ruhunu taşır. Peki, günümüzde ruhu olmayan makinelerin yarattığı ürünler bir sanatçı tarafından üretilmediğine göre ruh ve anlam taşıyabilir mi?

Bilgisayar teknolojisi yıllardır zaten bir araç olarak görüntüyü oluşturan, işleyen ve değiştiren olarak vektor, bitmap, 3D, CGI gibi görüntü teknolojileri ile görsel sanatlara etki ve katkı yaptı. Günümüzde  Stable Diffusion, DALL-E, Craiyon, Midjourney, Nightcafe Ai, gibi daha pek çok akıllı görüntü üreteçleri milyonlarca görselin bulunduğu büyük veri kümeleri üzerinden istatistiksel olarak değerlendirip kendini eğitebilen ve orijinal veri setinde yer almayan yeni görüntüleri üretme kabiliyeti olan yazılım sistemlerdir. Sadece görseller değil, yapay zeka şimdiden sanatın diğer dallarında müzik, şiir, heykel, hikaye, makale ve filmler oluşturmak için de kullanılıyor.

İnsani becerilere sahip ama insan olmayan bir sistemin yarattığı ürünlerin gerçek sanat eseri olup, olmadığı, programcının ve makinelerin sanatçı olarak kabul görüp görmeyeceği, Yapay Zeka ürünlerinin sanatın geniş ve genel tanımlayıcılığı içinde yer alıp alamayacakları gibi pek çok yeni soru ve kavramlar var. İtirazlar, kabuller, şüpheler, farklı görüşler olmasına rağmen çoğunluk tarafından büyük ilgiyle karşılaşmış durumda.

Öncelikle "sanat" ve "sanatçı" kavramından bahsetmek gerekiyor. Sanat en genel tanımıyla, insan zihninin ve kültür evriminin bir yansıması, yaratıcılığın, düşünce biçiminin ve hayal gücünün ifadesidir. Sanatçı ise "insan olma" bilinci ile sanatı yapan, yaşamı insanileştiren, biçimlendiren, sanat olgusunu eylemsellikle gerçekleştirendir. Sanatçı farklı bakış açısıyla gerçekleri estetik öğelerle birleştirip toplumsal hafızaya kaydeder. Yaratıcı çalışmalarının gerisinde insana, çağına ve topluma ait derin öyküler yatar. Tutkuları, hatıraları, rüyaları, hayali ve soyut fikirleri, sembolleri, felsefesi ve kendi iç dünyasını, yaşadığı çağın ve toplumun dinamiklerini estetik dışavurumlarla maddeye yerleştirmek için hayal gücünü, sabrını, coşkusunu ve özverili çabasını kullanır. Etkilendiği her şeyi kendi benliğinde süzerek eserlerine katarken sanatçının sanatını oluşturma süreci karmaşıktır ve zordur.  O kederi de, mutluluğu da en derinden hisseder, kaygısını ve hazzını en üst düzeyde yaşar.

Sanat, hayat ve insan kaynaklıdır ve insana ait olandır. "Sanat insanın insan için yaptığı bir nesnedir." (E.H.Gombrich, Sanatın Öyküsü) Bu çok doğru bir tanım ve "Sanat" kaynağını insan sanatçıdan alan, tarihsel, toplumsal birikimi ve hayal gücü ile anlam arayan insan kaynaklı bir olgu olarak temellenir; varoluş, insan, sanatçı, anlam, estetik nesne ve estetik beğeni birlikteliğinde oluşur. Bu bakımdan insan, sanat ve sanat eseri arasında birbirini tamamlayan derin bir varlık bağı vardır.

Sanatçı, sanatsal niyet ve arzu ile yaşamsal olguların ardındaki anlamları arar. Yapay zeka yaşayan, duygulanan bir varlık olmadığından hayal gücünden, dış dünyasının gerçekliğinden ve insan olmanın niteliklerinden yoksundur. Maalesef yapay zekanın ürünlerinin sanat olduğunu peşinen iddia edenler sanatın binlerce yıllık derin kaynağını ve sanatsal üretim sürecini gerçekleştiren sanatçıyı hafife alıyorlar, sanatçının emeğini ve gerekliliğini sorgulamayı gereksiz buluyorlar. Bir sanatçının coşkulu dünyasına, atölyesine girmeden, yaratıcı sürecin derinliğini bilmeyenler tarafından verilen kararlar yapay zeka ürünlerini sorgulamadan kabul ve olumlamadan yana oluyor. Yapay zeka ürünlerinin yaratacağı ticaretinin canlandırıcı etkisinden faydalanmak isteyen kapitalist dünyanın bu durumu kendi lehine kullanarak paraya dönüştürmek için büyük beklentiler içinde olduğunu görüyoruz.

Yapay zekanın üretim süreci bilgisayar, programcı, veri, algoritma, çıktı, alımlayıcı öznenin estetik beğeni birlikteliği ile oluşur. Yapay zeka eylemlerini estetik değerlere ulaşmak, estetik uyuma ve anlama odaklanarak yapmadığından ürettiği çıktı sadece duyusal, estetik değeri belirsiz, özü olmayan, biçimsel bir nesnedir. Çünkü bir sanatçının zihnindeki öznel bakış açısı ve özel yaratma sürecine ait değerlerden yoksundur. Kaynağını insan zihninden almayan, duyguları olmayan, hazır verilerden yola çıkarak üreten yazılım, bununla birlikte hoşa gidecek çıktılar üretebilme potansiyeline sahiptir. Hatta tesadüfen estetik haz verebilecek, insanlarda duygusal ve sanatsal heyecana neden olabilecek ender de olsa çıktılar bile üretebilir. Yine böylesi bir çıktıya sanatsal eğilimi, eğitimi ve hayalleriyle sanatsal değer kazandıran alımlayıcı öznenin kendisidir. Çünkü çıktı, iletişim temelinden, iletilecek bir ifadeden yoksunken ve sanatsal değer taşımazken iletişimi kuran alımlayıcı öznenin algılama biçimi, psikolojik yönelimi ve bakış açısı çıktıyı estetik haz veren nesne değerine yükseltir. Alımlayıcı özne nesneyi algılama düzeyi, estetik yargılama yeteneği ve yaratıcılığı ile sürece katılır, kendi benliğinin ve görme kapasitesinin kalitelerine ihtiyaç duyar. Sübjektivist bir tavırla sanatsal değeri objeden değil kendi psikolojisinden alır, nesneyi kendi duyguları ile özelleştirir ve çıktıya bir anlam atfeder. Yapay zeka çıktısını değerli yapan bir sanatçının etkinliğiyle oluşmuş estetik nesnenin sahip olduğu kaliteler değil alımlayıcı öznenin görme biçimidir.

Sanat eseri bir insan yaratısıdır, yaratıcı özne sanatçıdır. Sanatçı eserine anlamı katarak üretir ve görünen form bir anlam bütünlüğüne, biçim ve içerik birlikteliğine sahiptir. Sanatçı önsel olarak eserinde hayata dair bir gerçekliği biçimsel olarak ifade eder. Yani anlamı, eseri yaptıktan sonra eklemez ve anlam, henüz eser biçim kazanmadan sanatçının zihninde cevher olarak vardır. Eserde alımlayıcı özne ile iletişime girmeden iletilecek ifade zaten vardır ve hazırdır; tüm bunlar bir gerçeklik halinde eserde saklıdır ve yetkin bir alımlayıcı özne tarafından görülmeyi bekler. Sanatçının ruhunda oluşan estetik yaratımı tekrarlayan bir ruhun eseri keşif sürecisidir bu.  Yapay zeka çıktısını yargılayan alımlayıcı özne, sanatçının yani insanın ifade seviyesini oluşturma, algılama, tekrar yaratma zevkinden ve çabasından yoksundur. Çünkü bir sanat yapıtını anlama, anlamlandırma, sanatçının yaratıcılığı gibi bir çabayı gerektirir.

E.H. Gombrich, "Sanatçının bitmiş yapıtı karşısında duymuş olduğu o kurtuluş ve zafer duygusunu paylaşma yeteneğine sahip değilsek, bir sanat yapıtını anlamayı umut edemeyiz," der.

Görüyoruz ki sanat; sanatçı, eser (estetik), alımlayıcı özne (estetik ilgi) ilgisi ile gerçekleşirken, yapay zeka ürününde süreç veri, algoritma, nesne (duyusal) ve alımlayıcı özne (estetik ilgi) bağlantısı ile gerçekleşir.

Sanat; sanatçı, sanat eseri ve alımlayıcı öznenin birlikteliği ile oluşur. İnsan sanatı, insan ile nesnel gerçeklik arasındaki estetik ilişkidir ve sanatsal gerçekliği içerir. Kaynağı hayattır, insandır, toplumdur, sanatçı tarafından oluşturulur, tüm sürece odaklanır ve bütüncüldür. Sanatçının nesneye kazandırdığı estetik değerlerin alımlayıcı özne tarafından tekrar üretimine, estetik yargısı ile oluşan bağlantılara ve etkileşime dayanır. İnsansal pratiğe, topluma ve toplumsal yaşama doğrudan ve sıkıca bağlıdır. Sanat eseri kişiseldir özgündür ve sanatçı yapay zeka çıktısındaki tekrarlamalardan, farklı harmanlama, iliştirme tekniklerinden çok daha fazlasını gerektirecek bir kompozisyon bilgisine ve yeteneğine sahiptir. Sanat kökenini yaşamdan alıp ruh ve anlama odaklanan bir yolda güzelliği bir değerler birlikteliği olarak düşünür. Yapay zeka gibi sadece sonuca değil, tüm sürece odaklanır ve ayırt etmemiz gereken de budur.

Yapay zeka yaratıcılık yeteneğine sahip olsa da bu onun bir sanatçı olduğu anlamına asla gelmez. Aynı şekilde programcı da, algoritma da sanatçı değildir. Çünkü üretimleri yukarıda açıkladığımız yaşamsal, duygusal, ruhsal ve anlam bütünlüğün dışındandır, otomatik ve komutlarla üretim yaparlar. Algoritma sanatsal değerleri, kaliteleri, kaygıları gözeterek nesneyi oluşturmaz yani algoritma sanat ile uğraştığının farkında değildir dolayısı ile gerçekliğin bilincinde değildir. Veri tabanını tarayarak beklenmedik şekillerde kaynaştırma, ekleme, çıkarma, ilişkilendirme ve öğrenme yeteneği sayesinde üretir.

Yapay zeka ürünleri sanatın genel tanımının ancak sınırında olabilir. Yaratma süreci otomatiktir ve sahip olduğu varlık tabakaları ile insana ait sanat ile özdeş değildir; kaynak, oluşum ve sonuç bambaşka yöntemle gerçekleşir. Bu nedenle gösterişli ve şaşırtıcı olmasına rağmen yetkin olmayan, sanatı biçim olarak taklit eden, sanat izlenimi vermesine rağmen özü eksik ve deneysel bir üretim olgusudur.

Sanatı, gerçeklik bağlamına, anlam arayışına, varlık tabaklarına ve toplumsal kaynağına dayanarak;  hayatı, insanı temsil ettiği için "İnsan Sanatı", kodlarla oluşturulduğu için "Yapay Zeka Sanatı" denmesi uygun olacaktır. Çünkü sanata ayrı bir aktör olarak giren yapay zekayı insan ve sanatı ile aynı değerde üretimler yapıyormuş gibi göremeyiz. İnsan sanatını değerli yapan şey binlerce yıllık yaratım sürecinin birikimiyle varoluş mücadelesini ve kendi hikayesini anlatmasıdır.

Yapay zeka bilimsel, gündelik ve sanatsal ve insani alanlara daha fazla girdikçe biz de insanın ne olduğu, "insan" olarak kalabilmeyi içeren kuralları, insani alan sınırlarını ve tanımlarını, düzenlemeleri, konumlandırmayı ve de eleştirileri şimdiden yapmak zorundayız. Önemli olan insana ait alanın derinliğini, değerini, özgünlüğünü, yaratıcılığını ve özgürlüğünü koruyacak kavramları oluşturmak ve yerleştirmektir. Bunları yaparken Yapay zekanın yani makinenin sahip olabileceği alanın tanımı da yaparak rolleri belirlemeliyiz. Bundan dolayı insana ait olana "İnsan Sanatı" ve kodlara dayandığı için de "Yapay Zeka Sanatı" diye kategorik ayırıma gidildi. Her ikisini aynılaştırmak, her ikisinin de farklı yollardan da olsa benzer amaca ulaştığını söylemek sanata ve sanatçıya saygısız, haksız bir yaklaşımdır ve itiraz edilmelidir.

Tabii ki yapay zeka sanatçıların yararlanacağı bir kaynak olarak ortak çalışmalar ile yeni ve özgün ürünler ortaya konmasını sağlayacaktır. Sanatçı sanatsal yaratımda yapay zeka ile yaratıcılığını genişletebilir, ilham alabilir, yeni şeyler deneyebilir ve yapay zekayı bir işbirliği aracı olarak da düşünebilir. Bu işbirliği ile oluşan ürünlerin yaratım sürecine sanatçı dahil olsa da, inisiyatif sahibi olsa da kaynağı kodlara dayanan yapay zekayı kullanması tartışmaları da beraberinde getirecektir.

Yapay zeka ürünlerine yaklaşım insanların samimiyet sınavı anlamına da gelecektir. Sanatçı ve de hiç kimse kolaycılığa kaçmamalı, çalıntı fikirler veya doğrudan kendi eseri gibi göstermeye çalışmamalıdır. Değersiz ürünleri değerliymiş gibi yansıtma gayretinde bulunmamalıdır.

Çıktının sanat ile olan bağlantısının kalitesi ve bir değer taşıyıp taşımadığına karar vermek sanattaki büyük sorun alanına ulaşmak demektir. Estetik yorumlama yaparken çok çeşitli unsurlar göz önüne alınması gerekmektedir. Eserin kime ait olduğunu bilmek de kararımızı etkileyecek faktördür. Kimin tarafından üretildiği belli olmayan bir eseri yorumlamak abartıya veya tam tersi küçük göstermeye ve eksikliğe neden olabilir. Bir nesneyi zaten sanatsal ve güzel olarak değerlendirmek izafidir (estetik yargıyı genel kılan, ortak duygu olarak temellenen kabuller ile uzlaşmanın haricinde) ve zordur ama bu sanatın gizemli ve olağan bir durumudur.

Öte yandan yapay zeka sadece sanatçılara değil, herkes için kolaylığı ile teşviki edici ve destekleyici bir güç olacaktır. Ayrıca veri tabanını oluşturan girdilerin telif hakları sorunu çözülmelidir, veri tabanında bulunmak istemeyen sanatçı ve diğer herkesin hakkı gözetilmelidir.

Şu asla unutmamalı; fotoğrafın icat edilmesiyle ressamların ve resmin önemi azalmadı, akıllı telefonların birer yetenekli fotoğraf makinelerine dönüşmesi herkesi birer fotoğraf sanatçısına dönüştürmedi, yapay zeka da kimseyi mucizevî, fantastik sanatçılara dönüştüremez, yetenek transferi yapamaz.

Konu tartışılırken popüler olmasından dolayı genellikle resim sanatı üzerinde duruluyor. Fakat yapay zekanın gerçek bir fotoğraftan ayırt edilemeyecek detaylara ve görsel kaliteye sahip bir imaj ürettiğinde nasıl tepki vereceğiz? Özellikle belgesel fotoğraf ile kıyasladığımızda durum daha da karmaşıklaşacaktır. Bu aşamada resimleri yargıladığımız, estetik, duygusal, hayal dünyamızda şekillenen değerler yetmeyecektir. Fotoğrafın nesnel gerçekliğe dayanıp dayanmadığını sorma gereği duyacağız ve yargısal değerlerimizi gerçeklik tanımından sonra inşa edeceğiz. Çünkü bir belge olarak o fotoğraf gerçektir, yaşanmış geçmişi geleceğe bağlarken dünyanın durumunu yansıtır, yeri, zamanı bir hikayesi vardır, dolaysızdır, insani ve toplumsal bir bellek olup diğer nesillere aktarımlar yapar. Yapay zekanın oluşturduğu fotoğrafın ise hikayesi yoktur, yalnızca otomatik kurgu ile gerçek olmayan sahneler betimlemiş ve kompozisyon sadece taklit yeteneği ile oluşturulmuştur. Böylesi bir fotoğraf izleyici karşısında sadece teknik hayranlık uyandıran bir imajdan öteye geçemeyecektir. Bundan dolayı manipüle edilmemiş ve belgesel niteliği olan fotoğrafın gelecekte daha kıymetli hale geleceğini düşünüyorum. Çünkü gerçekliği yansıtan ve olayları doğrudan yansıtan bir araç olarak asla değerini kaybetmeyecektir.

William Turner’in "Köle Gemisi" adlı tablosunu tarihsel, toplumsal, dış dünyanın gerçekliği ve sanatçının iç dünyasının dinamiklerinden ayrı düşünebilir misiniz? Bu tablo sadece bir resim değildir, resmin çok ötesinde anlamlar barındıran bir yapıttır. Şimdi bu resmin bir benzerinin yapay zeka tarafından üretildiğini düşünelim. Resimsel değerleri, ışık, kompozisyon yerli yerinde kullanılsa bile tarihsel, sanatsal, kültürel, duygusal ne değeri olabilir? Yani sanatın arka planında hayatın hikayeleri ve bir bağlamı vardır, yapay sanatın ise anlatacak bir şeyi yoktur, gerçeklik bağlamından kopuk, sanal kodların denetiminde bir sistemin ürünü olarak geçmişi olmayan, hikayesiz bir olgudur.

Günümüz toplumunda iletişim alışkanlıkları değişmiş, olanaklar dünyası büyümüş, hatta sihirli bir hal almıştır. Yapay zeka "görüntü üreteçleri" herkese yaratıcı olma imkanı vermekte, şaşırtıcı yeteneği sayesinde bu deneyimi milyonlarca kişiye yaşatmaktadır. Okuma yazmayı öğrenmiş bir çocuk bile bilgisayarının başında tesadüfen dikkat çekici ürünler oluşturabilir. Bilgisayara anahtar kelimeler yazabilen, sanatsal donanımı, kişiliği, yaratıcılığı olmayan hiç kimseyi sanatçı yapmaz ve sanata dahil etmez. Milyonlarca kişi yaş sınırı olmadan bu çekici oyunun cazibesine kapılmışlardır ve sihirli bir güç elde etmişler gibi şaşırtıcı ve tuhaf sonuçları ile adeta eğlenmektedirler. Bunlara "deneysel katılımcı" demek daha doğrudur. Aykırı, karmaşık, belirsiz, gerçeküstü, mistik, hayal gücünü harekete geçiren görüntülerin çok ilgi çektiği bir gerçektir. Akla Friedrich Schiller ve sanatın oyun olduğunu belirten kuramı akla geliyor. Fakat Schiller kuramında gerçek sanatı kastediyordu. Hem sanat oyundan çok daha karmaşık bir olgudur.

Çıktılar her ne kadar tuhaf, karşılaşılmadık, ilginç, çekici de olsalar da internet ortamında kontrolsüz şekilde çoğaldıkça alışıldık, değeri olmayan, yapay, sıradan nesnelere dönüşme potansiyelleri oldukça yüksektir.

Teknolojinin yıkıcılığı karşısında duracak ve insanlığı koruyacak olan yine insandır. Eksikliklerine rağmen insan olmak eşsizdir. Geleceği "birlikte" daha iyi insan olabilmek, temeli güzellik, eşitlik olan bir dünya yaratmak için kullanabilecek insani zekaya, erdeme, dürüstlüğe, isteğe, cesarete ve plana sahip miyiz? Yapay zeka insanlaşırken, insanların otomatikleştiği, etkisizleştiği, robotlaştığı bir rol değişiminin asla istemeyiz.

İnsan, sanatıyla hayatı yorumlar, anlamlandırır, zamana karşı direnir, arayışları ve keşifleriyle hayatla ilişkisini özgürlük içinde sanat ortamına aktarır. Sanat, sanatçı tarafından "emek" ile gerçeklik içinde oluşur. Bütün yenilikler ile teknolojik değişimlerin sanatı ve sanatçıyı önemsizleştirmesine asla müsaade edilmemelidir. Çünkü Yapay Zeka, insani dokunuştan, sevgiden ve dürtülerden yoksundur.

Einstein; "Zeki olmanın ölçütü bilgi değil hayal gücüdür," diyerek insandaki hayal gücü ile zekayı bağdaştırıyordu.

Akil ALPARSLAN 01/2023

BLOG İÇERİĞİ / LIST OF CONTENTS

YAZILAR    -KUTSALLAŞTIRMA -5- (17.06.2026) -KUTSALLAŞTIRMA -4-  (15.06.2026) -KUTSALLAŞTIRMA -3- (13.06.2026) -KUTSALLAŞTIRMA -2-  (12.06...